Son İletiler

#51
Yeni Üyeler Buraya / Ynt: Herkese merhaba, Ben ...
Son İleti Gönderen Derya Deniss - 23 Mar, 2026, 05:49 Ö.S
tekrar hoş geldin o halde  :sırıt:
#52
Yeni Üyeler Buraya / Ynt: Herkese merhaba, Ben ...
Son İleti Gönderen Mona - 23 Mar, 2026, 05:23 Ö.S
Herkese merhaba ben Mona, yine yeniden aranızdayımmm  (:)
#53
Gerçek Hayat Hikayeleri / Ynt: Çevrim içi cinsel şantaj ...
Son İleti Gönderen Nesly Su - 20 Mar, 2026, 05:31 Ö.S
Anladığım kadarıyla, sen mağdurken başvurduğun mahkeme salonlarından yine eli boş çıkmışsın.
@Nadia  "Adalet nerede, adalet?" diye haykırsan neye yarar ki...
Hep yapanın yanına kâr kaldığı bu saçma düzende, biz de ahhh vahhh diyerek günümüzü gün ediyoruz.
Üzüldüğümüz ile kalıyoruz anlayacağın.
Tekrar klişe olacak ama geçmiş olsun...
#54
Gerçek Hayat Hikayeleri / Ynt: Çevrim içi cinsel şantaj ...
Son İleti Gönderen Ayça - 17 Mar, 2026, 08:09 Ö.S
geçmiş olsun canım
#55
Gerçek Hayat Hikayeleri / GEREGI DÜSÜNÜLDÜ:
Son İleti Gönderen Nadia - 15 Mar, 2026, 09:44 Ö.Ö
Merak eden arkadaşlara gelişmeleri aktarmak isterim.
14 Ocak yani dün ilk duruşma oldu. Sanık başka bir suçtan cezaevinde olduğundan dolayı SEGBIS yolu ile kameradan duruşmaya katıldı. Hakime hanım önce ona sordu , söz verdi. Elbette yaptım demedi , kafasına göre hikayesini anlattı ve inkar etti.
Sonra bana sordu. Bende olanları olduğu gibi anlattım. Hakime hanım ona tekrar dönerek genellikle şantajdan kabarık suç dosyasını okudu ve şu anda hangi suçtan içeridesin diye sordu. Tek kelime edemedi. Hakime hanım fazla uzatmadan cezasını söyledi. Diyeceğin varmıdır dedi. Sizin takdiriniz dedi ve duruşma bitti.

Çok uzun duruşma tutanağının sadece karar kısmını paylaşıyorum.

Kötülerden uzak mutlu günler dilerim hepinize

Bu eki görüntüleyemezsiniz.
#56
Fikirsiz Neşriyat / Ynt: Onun yokluğunda bile...
Son İleti Gönderen Nesly Su - 12 Mar, 2026, 03:59 Ö.S
Buseciğim söylediklerine %100 katılıyorum özellikle hayatın bizi bir yerden başka bir yere savunması ile alakalı olan kısmına ve Aynaya yansıyan onca güzelliğin yıllar geçtikten sonra nasıl da solduğuna birebir kendimde şahit oluyorum.
Hayat işte diyorum sadece.
Yazdıklarını okuyorum her kelimesine her satırın altına imzamı atarım.
Ama demem o ki biz Aslında Hayata çok erken gelmişiz bir 10 sene Hadi bilemedin 15 sene daha geç gelmiş olsaydık çok daha farklı yerlerde kendimizi görebilirdik.
Bu söylediğin biraz umutsuz gibi görünse de şu anki kazançlarımız ve buradaki ortamımız bile bizim için bulunmaz bir nimettir.
Daha daha güzel anları paylaşmak için çokça birlikte olup beraber vakit geçirmek en mantıklısı.
Elbette bu söylediğimde imkanlar dahilinde olan bir durum.
İnsanın kendisi gibi aynı duyguları paylaşan kişilerle Dört Duvar Arasında bir şeyler paylaşabilmesi ne mutlu bir durum.
Tüm dostlarımızın çevremizde umduklarını bir şekilde bulmalarını temenni ediyorum.
#57
Fikirsiz Neşriyat / Ynt: Onun yokluğunda bile...
Son İleti Gönderen Buse Ostujk - 12 Mar, 2026, 01:35 Ö.Ö
Bazen insanları anlamaya çabalıyorum .. çabam yetersiz kalıyor her seferinde .. Samimi olmaya çabalıyorum tüm içtenliğimle ama zaman tüm kavramları ile benden daha üstün olduğunu gösteriyor hayatın .. Biliyorum yanlış yapan benim .. insanlarla amaçsız samimi sohbet edebilmek çok güzel ve geriye dönüp baktığımda bu masum anıları yaşamış olmanın mutluluğu kalıyor elimizde . işte bunun için teşekkür ediyorum zamana .. Rüzgar beni her seferinde bir yerden alıp bir yere savuruyor .. her hayata kısa dokunabiliyorum belki ama geri dönüp baktığımda uzun vakitler geçirmek istediğim mutlu anılarımızı paylaştığımız insanların zamanla yavaşça yaşlanabildiklerini ve ruhlarının derinliklerinin değiştiğini fark edebiliyorum ..

Geçmişimdeki insanlar bir şekilde zamanla uzaklaşmak zorunda kaldığımız sebeplerden sonra karşılaşıyorsak eğer ''sen hiç yaşlanmamışsın , bu nasıl olabilir'' diye konuşurlar .. Yaşanmışlıkları onları yıpratırken hayat rüzgarla birleşip beni her seferinde oradan oraya savurdu ve ben mutluluğu aramayı çoktan bırakmışken önüme çıkardığı fırsatlara ise küçük bir tebessümle masumca gülümseyebildim sadece .. tıpkı bir kedi yavrusunun sevimliliğini izler gibi ..

Günler elbette rutin olmamalı , Gereksiz macera peşinde koşamadım hiç , lakin karşıma çıkan insanların sohbetinden asla kaçmadım ..

Şimdilerde aynaya bakıyorum da .. bende yaşlanmaya başladım .. düşünsenize bir süredir çırpınıyorum .. şimdilerde sohbet etmek istesem de insanlar sohbetimden uzak duruyorlar .. galiba insanları incitiyorum diye düşünmeye başladım .. hal bu ki önceleri herkese umut aşlayabiliyordum ve çabaladıkça başarabildiklerini gördüklerinde gözlerinin içindeki cıvıldayan ışıltıyı görmenin gururu .. belkide beni yaşlandırmayan bu ışıltıyı görebilmekti .. son zamanlarda göremiyorum çünkü bu ışıltılı gözleri ..

Hayatının akışında sende rüzgarı hisset .. parklarda yürürken hayatın akışını gözlemlemelisin .. belki ilerleyen zamanlarda karşına çıkan insanlarla sohbet ettikçe onların ışıltılı parıldayan gözleri sana da dokunur ..
#58
Fikirsiz Neşriyat / Onun yokluğunda bile...
Son İleti Gönderen Nesly Su - 10 Mar, 2026, 06:35 Ö.S
Gözlerimde bin bir umutla bakıyorum uzaklara. Bazen neye baktığımı ben bile bilmiyorum, sanki gözlerim benden önce inanmak istiyor. Düşüncelerim artık rayına oturmuş gibi, en azından öyle sanıyorum. Aklım diyor ki: Gelmeyecek. Kalbim ise inatla susuyor, inkâr etmiyor ama kabullenmiyor da. Ben yine de onu yaşatıyorum, her anımda, her küçük ayrıntıda, farkında olmadan. Belki de asıl görmem gereken gerçeği, kendime bile itiraf edemediğim için bu kadar yoruluyorum.
Böyle zamanlarda zihnim bulanıklaşıyor. Düşüncelerim özümden uzaklaşır gibi oluyor, sanki kendime dışarıdan bakıyorum. Ne yaşadığımı biliyorum ama hissedemiyorum. Derken bir fotoğraf çıkıyor önüme, eski, solmuş ama hâlâ canlı. O an her şey başladığı yere geri dönüyor. Zaman katlanıyor, mesafeler anlamını yitiriyor. Bir dejavu hissi sarıyor içimi, sanki bu anı daha önce defalarca yaşamışım gibi.
Bir bakmışım o yanı başımda. Sessizce duruyor, hiçbir şey söylemeden beni izliyor. Nefesini hissediyorum, kokusu burnuma geliyor  tanıdık, güvenli, insanın içini acıtan cinsten. Gerçekle hayal arasındaki çizgi silikleşiyor. Elimi uzatsam dokunacakmışım gibi, gözlerimi kapasam kaybolacakmış gibi. O an anlıyorum, gitmemiş aslında, sadece başka bir yerde yaşamaya devam etmiş içimde.
Ve ben, her seferinde olduğu gibi, yine aynı yerden başlıyorum hayata. Kırık bir yerden ama samimi. Sessizce, "Seni özledim" diyorum içimden. Bu cümleyle ayağa kalkıyorum. Büyük kararlar almıyorum, dünyayı değiştirmiyorum. Sadece nefes alıyorum, yürümeye devam ediyorum. Çünkü bazı özlemler insanı geride bırakmaz, insanı hayatta tutuyormuş.
Ve ben, onun yokluğunda bile, onunla yaşamayı öğrenerek devam ediyorum.
...
..
.
ff
...
..
.
ff
...
..
.
ff
...
..
.
ff
...
..
.
ff
...
..
.
ff
...
..
.
ff
...
..
.
ff
...
..
.
...
..
.
#59
Müzik / Ynt: Gökuşağının ritmi Bölüm ...
Son İleti Gönderen Nesly Su - 10 Mar, 2026, 04:07 Ö.S
Alıntı yapılan: ışık işçisi -  08 Mar, 2026, 09:41 Ö.SYarim kalmayan hikaye var mı,
Hepimiz, kendimizce tamamlamaya çalıştığımız, ama yarım kalan nice hikayeyi bırakıp gidiyoruz .
Annemiz mesela, tamamladı mi,
Babamız, bizim yaslandigimizi görecek mi,
Oğlumun, çocuğunun yaşlandığını gorecekmiyim,
Mahalleye açılan bakkal, kapattı gitti, tıpkı, guzelyali ya açılıp,iki ayda kapatan tekel bayii gibi..
Hepsi varolus mucaadelesi değil,
Varolduk ,ve tanık olduk ispatı..

Yarım kalan hikâyeler değil aslında bizi yarım bırakan, tanık olduğumuz hayatın ta kendisi mi?
Aslında bunu mu demek istedik biz bir albüm boyunca?
Tam olarak karşılığı böyle mi olmalıydı?
Yaşıyoruz ve de öğreniyoruz hayatı.
Hikayemiz hep yarım kalsa da...
#60
Müzik / Ynt: Gökuşağının ritmi Bölüm ...
Son İleti Gönderen ışık işçisi - 08 Mar, 2026, 09:41 Ö.S
Alıntı yapılan: Nesly Su -  05 Mar, 2026, 10:24 Ö.SAnkara'nın bu soluk, gri ve insanın üzerine çöken kasvetli havası, adeta grup olarak bizi böyle bir çalışmaya yönelten görünmez bir el oldu. Şehrin bitmeyen bulutları, soğuk rüzgârları ve betonun arasına sıkışmış hayatlar, ruhumuza işlemiş bir ağırlık bıraktı. Bu atmosfer, yalnızca bir arka plan değil, ürettiğimiz müziğin bizzat kendisine dönüşen bir duygu hâline geldi.
Tema olarak seçilen tüm şarkılar, kurgusal bir anlatıdan ziyade yaşanılanların, tanıklık edilen hikâyelerin ve içimizde biriken gerçeklerin temsilidir. Her parça, susulan anların, bastırılan öfkenin, kaybolan umutların ve hâlâ direnen inancın bir yansımasıdır. Söylenen her söz, atılan her riff ve yükselen her ritim, bu gri coğrafyada var olma mücadelesinin bir kaydı gibidir bir bakıma.
Bu çalışma, sadece müzikal bir üretim değil, Ankara'nın ruhuyla yüzleşmenin, kendi iç dünyamızdaki çatlakları sesle onarmaya çalışmanın bir yoludur. Kısacası, bu şarkılar yaşanmışlıkların gölgesinde şekillenmiş, samimi ve kaçınılmaz bir anlatının dışavurumudur.

Yarim kalmayan hikaye var mı,
Hepimiz, kendimizce tamamlamaya çalıştığımız, ama yarım kalan nice hikayeyi bırakıp gidiyoruz .
Annemiz mesela, tamamladı mi,
Babamız, bizim yaslandigimizi görecek mi,
Oğlumun, çocuğunun yaşlandığını gorecekmiyim,
Mahalleye açılan bakkal, kapattı gitti, tıpkı, guzelyali ya açılıp,iki ayda kapatan tekel bayii gibi..
Hepsi varolus mucaadelesi değil,
Varolduk ,ve tanık olduk ispatı..