Akrep Pervane Piç

Başlatan ışık işçisi, 15 Ağu, 2025, 09:42 Ö.S

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ışık işçisi

Bu eki görüntüleyemezsiniz.

AKREP,

PERVANE,

PİÇ...

Buruşup atılmış bir kağıt gibi ses çıkardı yanımda bir şey,
Oradaydım konuşamadım.
Konuşsaydım ihanet olacaktı ihanetime.
Ellerimi koyacak yer bulamayışım ve ilk kez karşılaştığım titreyen omuzlarım .
Şimdi kim söyleyecek bana ? Neyi nerde bıraktım?

Ben sadece mektuplarımı yakacaktım.
Uyanmıştım ve sessizce işime bakacaktım.
Ayları sayacaktım kendi kendime, şubattı marttı sonrası nisan dı.
Gelecek eylülü çok da dikkate almayacaktim.

Bir sürüngen geldi, sanki çıkardı o tisladigi sesi, daha çok duysaydım eğer kulağımdan kan akıtacaktım.

Oysa,
Ben mektuplarımı yakacaktım, yaktıktan sonra külleri aralayacaktım,
ben başımı omuzunda bıraktığım sonsuz Derya yı arayacaktım.

Ve birden,
Damladı kulağımdan ilk damla kan...

Şimdi var mı akan kanımı silenim ?
Dur ve kalk, yada kalk ve git diyenim var mı ?
Kimin omzunda kaldı başım ve hangi denize uzadı gozlerim bilen var mı?

Hangi anne iki çocuğunu zorlanmadan taşır ki karnın da ?
Hangi eylül gelmeden önce, gelir ki?

Madem kanadı biraz kulağım, ya ölelim bu gece, yada sevişelim umarsızca,
kalk gel hadi !
Ya konuşan bir pervane ol gene yan ateşin içinde,
Yada ben ağlayayım, sonsuz derya ya mendil ol gözlerimde.

Ama içerken de,
Konuşurken de,
Bir ihtimal sevişirken de,
Bil ki,
Ben önce mektuplarımı yakacaktım,
Ben başımı omuzunda bekleteceğim
Sonsuz derya yı arayacaktım.

Biliyor musun???

Senin rengin siyah aslında.
Karanlık iklimlerin zenci çocuğusun sen ,
Yüzün sonbahara düşkün,
Ve bu çok belli, eylülde hem varolusundan,hem de yokoluşundan..
Yüzün benden yana delirmiş pusula.
Ama bozuk, yanlış yolu gösteren.

Ve benim yüzüm,
Aynı anda iki kişiye satılmış tek bilet.
Ve yüzüm ,
Aynı anda doğmuş iki çocuğa anne,
Ve benim ellerim,
Tutulup bırakılan iki oyuncak,
Ya da tutulamayacak kadar sıcak...

Oysa ben,
Ben mektuplarımı yakacaktım.
Ve yakarken aslında anlayacaktım..
Kim gelirse gelsin, gidenlerin arkasından ben bakacaktım.



Ben başımı omuzunda bekleteceğim sonsuz derya yı arayacaktım
Ve ben sonsuz bir denize dalacaktım.

Biliyor musun çocuk,

Senin bedenin yandı aslında.
Kendi yangınında yandı.
Zaten,
bizim senin  yangininda seyrettiğimiz,
Aşkın mişli hali idi.
Bir dövüşüp bir sevişen iki kişilik bir oyundu.
Sahnede seyrettiğimiz ve zoraki alkisladigimiz..

Ben hep  seni düşünürdüm  ve mektuplardan arta kalacak gri külleri..
Ve ben,
Bir suça iştirak ederek severmiş gibi yapıyordum aslında seni,

Aslında ben,
Günahın dayanılmaz cazibesinde, seni buluyordum kirletecek,
Oysa sen ne ufaktın küçüğüm,
Nerden bilirdin değil mi ?
Alev çıkarmış ağzınla tuttuğunu sanırken beni,
Avunurken çocuk bahçende,
Nerden bilirdin benim,
Yananları seyretmeyi seven insafsızlığımı,
Cinayet gibi sevişmişim seninle nerden bilirdin?

Oysa ben , sana once bahçe diye yaptiğim,
çocukluguna atif yapip,
aslinda kurusun diye çiçekler ektiğim,

sonra,
sallan diye,
İğde ağacına kurduğum ,
Salıncağı sökecektim.
Çünkü ben  o kurdugum bahceden,

sallana sallana,..
Başımı omuzunda bıraktigim derya yı seyredecektim.

Sen ateşte kalan pervane,
Ben ateşte kalırsam korkusundaki içi boş koza...

Seninde bildiklerin vardı ama,
Aşk tek kişilikti ve cinayet silahına dosdoğru gitmekti.
Ve sana şakacıktan sunduğum aşk çok adaletsizdi.

Gülerek ölmekti aşk.
Bilerek , isteyerek , ölerek sevişmekti aşk.
Bir akreple sevişirmiydi  pervane ?
Sevişirdi gördün.
Sevişirdi yandın.
Sevişirdi öldün.
sevişirdin, lutfen tekrar doğ.
Doğ ve ruhunu rahatlat.

Mesela,  ben seni hep düşündüm çocuk,
Yürürken,otururken, üşürken özellikle,
Üşüdüğümde düşünürdüm seni, ateşini düşünurdum..
Nasıl yandiysa ben de yansam derdim..
Narına hayran kalirdim ben senin.

Ben sonra kendimi düşünurdum çocuk..

Nasıl derdim , nasıl izlersin bu yangını,
nasıl derdim nasıl???

Et kokusu duymaz mısın, duyarsın da doymaz mısın ?

Oysa ben derya da yok olacaktım.
Yangın da sen yanacaktın..

Ben,
Acının sahibiyim ama ortada bırakan..
Ben mektup yakıcıyım.

Ben ateş közü.
Ben malın gözü birazda..
Ben butun gecelerin toparlayamadığı leş kokulu fahişe,
Ben anahtarı elinde tutanım işte.

Kilidi inatla açmayan ve bundan zevk duyanım ben,
Duvarlara yazı yazanım ben..
Butun kaybettiklerini, günü gelince hiç okunmasin diye duvarlara kazıyanım ben.

Mahzenimde sakladıklarımı,
Güneşten ayırdıklarımı,
Kafasını gövdeden kopardıklarımı,haraç mezat satan..
Ama hatıra olsun diye gene kendine satan..,

Oysa ben mektuplarımı yakacaktım.

Sen küçük aşık yan ve öl.
yan ve doğ.

Oysa ben, zehirli akrep...


Ben seni hep isterdim çocuk.
Kağıttan evler yapardım ben ikimiz için.
İçinde sen salınırdın atesinle,
Yanasın isterdim ben biçarem.
Evini sen yakasın,altında kalasın isterdim.

Yüzünde hep hüzün olurdu senin.
Gözlerime bakardın alev alev,
Karnın acıkırdı senin bana,
Sonra en sert içkileri içerdik..
En sert kelimeleri çarpardık birbirimize.,
gene de konuşamazdın,
Ateşte kalmaktan kabuk bağlardı dilin,

Nasıl yaraların vardı be çocuk senin,
Nasıl dilim değerdi yaralarına,
Nasıl irin tadıydı bende bıraktığın,
Ve nasıl içerdin benim verdiğim zehiri kana kana..

Ben akreptim küçük aşık,
Ben zehiri hep tazelenen o gavur akrep..
Kuyruğum denk geldi senin kalbine inan ki bilmeden...
Nasıl akardın bana ateş ateş,
Nasıl boşaldım sana zehir zehir..

Ama ben bilirdim de söylemezdim sana,

Ben mektuplarımı yakacaktım eninde sonunda,
Ve ben derya ya karisacaktim bile isteye..

Sen temiz pervanesin çocuk..
Ben kalbi küfre tapan akrep..
Hadi yan, hadi gene öl..
Yan gene doğ, akrepsiz,zehirsiz evlere doğ.

Herhangi bir sabah işte ben uyanmıştım,
Zamanı gelmişti mektuplarımı yakacaktım,
Sürüngen gibi geldin biçare çocuk.
Tısladın sanki, hırıltı oldun, kağıt kesiği oldun,
Ve son perdedesin bu oyunda,
Final bölümündesin...

Hani eylüldü aylardan,
Uzanan ellerin yanıyordu hani..
Duyuyordum ben kokunu,buram buram et kokuyordu,
Erimiştin..
kalktın yerden zar zor..
Derilerin dökülüyor,yüzün soyuluyordu..
Derilerinden  akrebin en sevdiği sari irin akıyordu,
Dilim dolaştı son kez topladı irinleri,çünkü afiyetti bu akrebin gavuruna..

Sonra bir gayret , erimeden tamamı etlerinin, kaldırdın başını sordun bana,
Hiç unutmam bu soruyu ben,

Yangın yangın sordun...

MADEM BÜYÜTMEYECEKTİN BENİ NEDN DOĞURDUN.,????


Şimdi cevap veriyorum biçarem..
Sen benim kulağımdan damlayan kan oldun.
Ben senin her daim katilin olacaktım..
Ben, sadece sana zehirli küfürbaz akrep,
Seninle olursam hep gavur kalacaktım..



Şimdi cevap veriyorum..
Seni ben doğurmadım...
Sadece bir zaman uğradım sana..
Seni ben doğursam da olmayacaktı fark..
Ben omuzuna yaslandığım derya yı arayacaktım.
Ben derya da boğularak denize kavuşacaktım.

Ben sende büyüttüğüm yangınla onu yakacaktım..

Ve seni ben doğursam da adını  PİÇ  koyacaktım


..................................

2011 yılında yazmışım bunu..

Yazılan gerçek oluyor..

İsteklerinizi yazin.

Okuyan evren var.😢






Nesly Su

Hiç mektup yazmadın bana...
Ama yazsaydın bil ki, yakmazdım hiçbirini.
Hepsini toplar, naftalinli bir patıska bezin içine sarar,
saklardım,
sessizce,
yıllar boyu...
Bu fani alemden göçünceye kadar.
Ve sonra...
Sorsalardı bir gün, ardımdan
"Kimmiş ki bu kız?
Nasıl bir sevdaymış bu?" diye...
Düşünsünler,
taşın ağır,
sözün yetersiz,
aklın karışık...
Ama cevap vermekten aciz kalsınlar.
Senin yokluğunla öğreniyorum,
Her harfini,
her satırını bir hazineymiş gibi...
Ve anlıyorum ki,
yazılanlar değil,
yazılmayanlar
Bize asıl ağırlığı verenmiş.
Naftalinli patiska,
sakladığım bütün o sessiz sevgiler...
Orada seninle, ölümle, hayatla ve kendi suçumla bir aradayım desinler.
Ve kimse bilmeyecek,
kimse anlayamayacak,
Ama ben biliyorum.

Derya Deniss

Yani sen @Nesly Su sen

Adını ne koyacaktın ?
Bir Yanım Mavi Yosun Çalkalanır Sularda

Nesly Su

Alıntı yapılan: Derya Deniss -  21 Ekm, 2025, 11:07 Ö.SYani sen @Nesly Su sen

Adını ne koyacaktın ?

Adını koyalı çok uzum zaman oldu o sevdanın ve derdim ki,
"Her hikaye gibi yarım kaldık biz..."