Hatice Kadın'ın Hiç-liği

Başlatan ışık işçisi, 08 Mar, 2025, 08:12 Ö.S

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ışık işçisi

1950 ler,...
Bu eki görüntüleyemezsiniz.Bu eki görüntüleyemezsiniz.Bu eki görüntüleyemezsiniz.Bu eki görüntüleyemezsiniz.

Fotoğraflar, 1954 ve 1955 yıllarına ait. Henüz yirmili yaşlarda HATİCE.

16 yasındayken annesinin hastalığı ile tanışıyor, Öncesinde Alzheimer olarak başlayan hastalık, devamında yatalak bir sürece evriliyor. Henüz ortaokulu bitirmiş olan Hatice, liseye devam edemese de ingilizce kurslarına başlıyor ve annesi iyice ağırlaşana kadar üçüncü kur ingilizceye kadar devam ediyor. Bir yandan da erkek kardeşi ile dans kurslarına aksatarak ta olsa gidiyor. Vals, tango ve çaça kursları alıyorlar abisi ile. Kurslara para bulabilmek için evindeki makine ile dışarıya beyaz iş çeyiz takımları yapıyor. İlk parası ile pembe fincan takımı alıyor ve o fincan takımı bugün eskimiş vitrininde hatırası cok degerli olarak yer tutuyor.

Yıllar böyle geçti dedi anlatırken.

Anneme bakmaktan bunaldığım zamanlarda, onu abime bırakıp İzmir e giderdim , Orada ki Cumhuriyet balolarını çok severdim dedi. Ekledi sonra, Hep özgürdüm ben, en güzel şey özgürlük.

Sonra Amerikan kültür derneğine üye olup ıngilizcesini geliştirmeye çalışmış fakat annesinin ölümü ile bir süre kendi kabuğunda yaşamış. Cok güzel bir resmi var annesiyle, upuzun anne saçları, dupduru güzelliğiyle HATİCE.

27 yaşında anne kaybıyla bir süreliğine inzivaya çekilen bu mükemmel kadın, henüz 30 yaşındayken Almanya ya işçi olarak gidiyor  48 yılı almanya da tek başına geçiyor. Yıllarca sigara fabrikasında çalışıp kendi hayatı için düzen kurmaya çalışıyor.

Hiç evlenmedi. Bir kez nişanlanmış, nişanlısı ona yalnız başına sinemaya gidemezsin demiş, sonrasında bensiz bir yere gidemezsin dediği için yüzüğü çıkarıp kafasına atmış. Bunu anlatırken kullandığı cümle şu, yeter be dedim, sen kimsin ki bana yol çizeceksin...

HATİCE şu anda 91 yaşında.
4 ay önce düştü. Kolu kırıldı, omuzu kırıldı.
39 kilo şimdilerde.
Eski resimlerini gösteriyor , bir yandan da ağlıyor bakarken.
Gördün mü dedi bir gün  resimlere bakarken..,
Her şey hiç oldu dedi, HATİCE HİÇ OLDU.

Bir süredir ben bakıyorum ona.
O benim halam.
Vals kursuna beraber gittiği erkek benim babam. O-da öldü. Alzheimer olan annesi benim babaannem di öldü.

Ona bakma görevi bana verildiği için evrene sonsuz teşekkür ediyorum.
HATİCE bana hem özgürlüğü hem hiçliği öğretti...


Tanıdığım en güzel kadın olarak yer tutacak ömür defterimde, HATİCE KADININ HİÇLİĞİ.

Işığın notu
Özgür yaşadıysan hiç olmak sadece dengedir.
Emekçi kadınlar gününe, Hatice den ithaf olunur.

Derya Deniss

Bazı hayatlar kendi yaşam sahnelerine kendilerini başrol oyuncular olarak atarlar. Kalemleri güçlüdür, kendileri de...

Hatice kendi kendini yazdı, oynadı, inadına bir yaşam sürdü, sürüyor.
O kendini yazdı ama bir başkası dili döndüğünce ilk defa yıkık dökük duyguları ile burada kaleme aldı. Hatice ilk defa yazıldı.

Ben Deniss bazen teşekkürler aldım. Bunu gizlememe gerek yok. iyi-ki burası var teşekkür ederim diyenler oldu. Bu aklıma gelmezdi ki bu yazıyı kaleme alan @Işık İşçisi de burada yazmak varmış dedi teşekkürler etti.

Duygulandım, için için olan biteni hem görüyor hem okuyor hem yaşıyorum.
Sen sen ol hiç bir yaşamı hafife alma.
Sen sen ol her zaman saygılı ol.
Sen sen ol, oluyorsa kalabalıklar içinde bile özgür ol.
Bunu sana yazdım sanma. Hepsi banaydı.

Teşekkürler @Işık İşçisi teşekkürler SU Halkı.
Bir Yanım Mavi Yosun Çalkalanır Sularda

ışık işçisi

Sen iyikimsin benim.
Bana verdiğin özgürlükle..

Buse Ostujk

Ne mutlu ki uzun ve mutlu bir hayat yaşamış .. hayata her daim kendi ayakları üzerinde dik durabilmiş bir insan birine muhtaç kaldığında gururu kırılıyor inciniyor ..

Bir rüzgarla savrularak başka bir ülkede çalışmak ve hayatlarınızın geri alamayacağınız o dinç ve diri olduğunuz dönemi uzaktan izlemeniz de zor tabi .. Fakat mutluluklarla övünebildiğiniz o dönemleri başkalarına aktarmanın gururunu ayakta alkışlayabilirim ..

Umarım ''an'' dediğimiz şu kısacık ömrümüze bizler de dolu dolu mutluluklarımızı sığdırabiliriz ..

Nesly Su

Hatice'nin yaşamı, fedakarlıklarla, hayal kırıklıklarıyla ama aynı zamanda kendi ayakları üzerinde durma kararlılığıyla dolu.
Hayatını özgürce yaşamayı seçmiş ve bu uğurda sevgi yerine tekil bağımsızlığını
hep koymuş.
Okuyunca, sadece bir kadının değil, aynı zamanda bir neslin direnişini ve sessiz kahramanlığını temsil ediyor gibi geldi bana.
Hatice'nin "hiçliği" aslında bir yok oluş değil, bir varoluş biçimi; sessiz ama güçlü bir varlık hâli.

Şimdi düşünüyorum da acaba ben hayatta bu denli başarılı olabildim mı?