Geçmişte Kalan Minik Busesi ..

Başlatan Buse Ostujk, 14 Mar, 2025, 03:42 Ö.Ö

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Buse Ostujk

Not : Aşağıda betimlediğim bu anımda hakaret ve şiddet içerikli olduğundan lütfen gazi , emekli , dul , hasta ve yetimlerin okumaması önemle rica olunur ..


Herkesin hatırladıkça kendi kendine kahkahalara boğulduğu veya en azından tebessüm ettiren hatıraları , anıları mutla ki vardır .. Kimseye anlatamadığım anılarım oldu benimde .. Hani ''kendi kendine niye gülüyor bu deli ?'' dedirten cinsten .. Kime nasıl anlatayım , afacanlıklarım hep görüntümün yanlış anlaşılmasından yada benim bu süreci şıp diye kavrayabilecek bir olgunluğa o zamanlar erişemeyecek olduğumdan işte ..

Henüz 3-5 yaşlarımda yaşıtlarımdan arklı bir algılama ve kavrama özelliğim olduğunu ailem çok erken fark etmişti .. Daha doğrusu bir çocuğa ne verirsen onu alır dediğimiz dönemlerde daha yaşıtlarım abaküsün ne olduğunu ve ne işe aradığını kavrayamazken ben basit abaküs matematiğini çözümleyebiliyordum .. Bu yaşlarda el kadar bir veledin bazı konuları idrak edebiliyor oluşu hem ailemin gururunu okşuyor hem de çok korkutuyordu ..

Anlayacağınız bana para verip ekmek almaya korkusuzca gönderen bir ailem vardı .. Tabi şimdilerde küçük esnaf dediğimiz bakkal dükkanlarında çok büyük çeşitlilik yok .. 1 metreye ulaşamamış boyumla parmak ucuma yükselerek elimdeki parayı kasadaki dükkan sahibine uzatmaya çabalarken bile masanın üzerine elim ulaşamıyordu .. Cırtlak bir sesle var gücümle bağırarak ''BAKKAL AMCAAAA 2 ekmek alabilirmiyim'' diye boyumun yetmediği yerde çığırarak orada olduğumu göstermeye çabalıyordum işte .. Tabii bakkal amcada oturduğu tellerle bağlanmış ahşap sandalyesinden ayağı kalkarak önündeki masaya yaslanıp kafasını beni görmek için uzatır ve ''buyur kızım ne istemiştin'' diye cevap verir .. yaşıtlarıma göre çırpı gibi cılız bedenim , küçük suratım ve omuzlarına uzanan saçlarımla hatırladıkça haklılar aslında diyebiliyorum şimdilerde ..

Ahşap ekmek dolabının kapaklarında cam yerine minik kareli telden içi gözüküyordu o zamanlar .. Neyse ekmekleri iki kolumun altına sıkıştırıp beni yolcu ettikten sonra bakkaldan çıkıp eve doğru giderken haliyle trafiğin olmadığı dönemlerde kimsenin aklından kazanın ne olduğu geçmezdi .. Benden en azından 10 yaş büyük bir çocuk boyundan büyük bir bisiklete binmiş arkamdan son sürat üzerime doğru gelirken çığlık çığlığa bağırıyordu ''kız çekil önümdennn .. Çekilseneee be kız'' tabi ben umursamıyorum .. dönüpte bakmıyorum bile .. Derken bana çarpmamak için kendini yere atmış ve yanımdan yuvarlanarak kendi ayrı , bisikleti ayrı geçti .. Düştüğü için hem yerden kalmadan oturduğu yerde kolunu bacağını tutarak ağlıyor , hem de bana bağırarak ağlaması kesilmeden söyleniyordu ''salak kız , niye çekilmedin önümden , gerizekalı''.. Sarf ettiği bu korkunç hakaretlere maruz kalmak gururumu incitmiş olacak ki bende salya sümük ağlamaya başlayarak cevap verdim ''kız değilim bi kere ben tamam mı'' (sanki senin bildiğin kızlardan değiim imajındayım daha çok) .. tabii ''hıh'' yaparak eve kollarımın altında kocaman karpuz gibi tuttuğum boyumca ekmekleri götürdüğümde sınıf sınıf burnumu çekme modumdan çıkamamıştım .. Ailem ''n'oldu kuzucuğum?'' diye sorup sorup güldüler birde ..

Haliyle ertesi günü aile büyüklerinden birinin elinden tutarak o zamane berberlerinin yoluna koyuldu .. Berbere girince de Berber abi dizlerinin üzerine çökerek ''hanım kızımız kaç yaşındaymış bakiim?'' sorusuyla başlayan bir sohbet havamız oldu .. boyum yetmeyen deri kaplı döner sandalye kolçaklarına bir kalas yerleştirilerek kalasın üzerine oturtarak saç tıraşıma başlandı nihayetinde .. O zamanlar büyük şehirlerimizin bir çok semtinde elektrik kesintileri yaşandığından şimdiki elektrikli tıraş makinelerine benzer ama mandallı mekanik bir aparat ile saçlarımı yoldura yoldura kestiler .. el kadar çocuk canı yandığı için mecburen ağlamadan duramaz o mandalları sıktıkça hır-hır diye ses çıkararak yarım yamalak çalışan mekanik makas altında ..

ilk okula başlayana kadar her uzamaya başladığında 3 numara tıraş ile saçlardan kurtulmak çözüm değildi .. ta ki günümüze kadar halen daha Berber kelimesi tüylerimi diken diken eden bir anksiyetiye sahip olmamama sebeptir bu yüzden .. Kolonyalı berberler kapatılsın ..


Derya Deniss

Bir çocukluk günleri böylece geçti, diyenlerdeniz.
Bir gençlik yılları; Sabah çiğine benzer, öğle güneşini görünceye kadardır, derler-di. Doğruymuş.

O-da geçti...

Hatıralarıyla mazi kaldı elimizde. Sıkı tutunmak lazım anılara derim. Pek çoğu bizi biz yapan değerlerdi.

Selam olsun küçük kıza, kahrolsun kolonyalı berberler.  :sırıt:

 :sevgi
Bir Yanım Mavi Yosun Çalkalanır Sularda

Nadia

Baştaki uyarıyı okuyunca daha da dikkatle ama gülümseyerek okudum.
Korkunç hakaretler...  :sırıt:
O mekanik traş makinesini hatırladım ben de.
Evet aynen bazen yola yola keserdi gır gır sesi ile kafama bastıra bastıra...
Küçüklüğüme gittim ben de sayende. Benim de saçlarımı omzuma kadar uzatmışlar küçükken bir defa. Hatta fotoğrafım bile vardı öyle.
Bulursam paylaşacağım burada :)
Harika paylaşımın için teşekkür ederim.
 :sevgi

Aşka aşık bir mecnun

Miray

Sende bunun gibi ne hikayeler vardır da, o yaşları hatırlayanlara şapka çıkartıyorum. Bunun üzerine biraz düşününce, erken yaşlarda zihin olayları, sürekli kafada tekrar tekrar yaşayacak şekilde döndürdüğü, düşündüğü, sorguladığı düşünülürse, nöronlar-sinapslar aşırı güçlenip, farklı yaş dilimlerinde tekrar anlatımlarla yaşlılığa kadar anımsamayı sağlıyor olabilir. Benimki de arka planda "nasıl oluyor?" merakı işte :)

Dur berber demeyeyim de bir fotoğraf koyayım; Benim de saçımı çeken makinedir kendisi :) ;


Nesly Su

Zihnim beni yanıltmıyorsa, yaş kemale ermiş olsa da hâlâ senin gibi berbere gitmekten ben de çekinirim.
Belki siz de bilirsiniz, bilmeyenlere de anlatmak farz oldu artık.
Hani şu kırklık makinesi var ya, ya da makas, işte onunla koyunlar traş edilirdi eskiden.
İnsan değil, bildiğin koyun. Ama gel gör ki, vakti zamanında beni de onunla traş ettiler.
Şimdi düşününce diyorum ki, "Senin derdin de dert mi?" diye soranlar haksız mıydı acaba?
Buse'nin derdi bile bunun yanında hafif kalır.
Neyse, her seferinde berber koltuğuna otururken içimdeki makas travması hortluyor,
ama yine de gülüyorum halime.
...
..
.

...
..
.