Nasıl yani Gündelikler ..

Başlatan Buse Ostujk, 09 Ara, 2024, 12:35 Ö.S

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Buse Ostujk

Çağımızın gereksinimi ve eksikliğimizdi ''insan olabilmek'' .. Farklılıklarımız , boş vermişliklerimiz veya bazı sebepleri algılayamadığımız mutlaka ki oluyor .. Her insan sizi anlamak veya algılamak zorunda değildir .. Kimse bana mecbur olamadığı gibi sizlere de mecbur değil .. Lakin iş yaparken bir çok kültürden , etnik kökenden insanla çalışabiliyorsunuz , çalışırken de ortaya verimlilik açısından bir emek veriyorsunuz .. Ben bir çok kültürde , etnik kökende , hatta değişik milletten insanla çalışmak zorunda kaldım .. Çünkü işimin gerekliliği buydu .. Karşımdaki insanın konuştuğu dili , lisanı anlayamıyorum yafu ama bir şekilde ve sebeple o işi yürütebiliyoruz sonuca bakılırsa .. Tabi bir birimizi algılayabilmek için ortaya koyduğumuz çaba ise zaman zaman gülmekten altınıza işetir mi , sinir krizlerimi geçirirsiniz bilemem ..

Bir gün yurdum , memleketim büyük şehirlerinden birisinde karnım acıktığı için bir esnaf lokantasına girdim .. Bu tarz yerlere 20'li yaşlarımda tek başıma girmeye korkuyorum .. daha doğrusu ne yaparsam yapayım ürkek bir ifade oluyor beden dilimde istemsizce .. Çünkü max 50 kilo XS beden t-shirt'ün bile üzerime bol geldiği çıt kırıldım bir fizyolojimden ötürü insanlar bana şöyle bir dönüp bakar ve istemsizce ''neden bu kadar zayıfsın'' sorusu ile hemen hemen her ortamda karşılaşırdım . İnsanın kendinden fizyolojisinden utanması duygu ve hissiyatını sizlere nasıl yazı , kelimelerle ifade edebilirim bilmiyorum .. saçı uzun , açık tenli spor giyimli , kafasında spor şapka ile yüzünde tüy çıkmayan bir gündelik görüntüm olurdu .. Tabi topluluğumuzda insanın ne giydiği , nasıl göründüğü çok büyük önem teşkil eden hassas bir konudur her zaman için .. Hani bu tarz ortamlardan uzak durun , yanaşmayın , kaçının deselerde büyüklerimiz ; o zamanlar marka , paha ve imaj takıntısı bende olmayan ama herkese yapışmış karakter yapısıydı .. Maddi durumu kimsenin yeterli değildi .. insanlar işsiz , memur , işçi hep geçim sıkıntısı yaşayan bir toplulukta yetişmiş ve ulaşılabilir şeylere maddi olarak uzanabilmek bile büyük nüfusumuzun beceremeyeceği bir durumdaydı .. Kimse paspal değil ama incitmek için fırsat kollayan ve keyif alan bu zorbalık rejimin parçaları olmaları bile onlar için gurur ve oldukça da keyifli hissettiriyordu ..

Belki hatırlarsınız camekan bir tezgah arkasında beyaz belden bağlamalı önlüğü ile çorba , pilav vs. binimum yemekleri başı önde durmadan , harıl harıl karıştıran , saçının üst tarafı kelleşmiş beyaz gömlekli hafif tıknaz abilerin işlettiği eski esnaf lokantalarını .. tezgahın önünden geçerek içeride boş bir masa seçersiniz ve hiç bir işi olmasa da hep bi koşuşturmacada olan garsonu beklermişsinizdir ..

12-13 kare masa var yetersiz sarı ışığın iyi kötü aydınlattığı pasaj altı esnaf lokantısında .. genelde insanlar cam kenarına oturma hevesinde olduğundan bir kenara köşeye yakın boş bir masaya geçerek herkes gibi bende beklemeye başladım adisyonu olan bir garsonu .. Tabi o zamanlar milletin kıçında gezdirdiği ve oturduğu anda cebinden çıkararak pıt pıt bızıkladığı bir cep telefonu yok .. haliyle etrafındakilere bakınıp tanıdıkları ile selamlaşır veya bir şekilde kaynaşmasada aynı masada oturduğu arkadaşına etrafında ki  masalarda oturan kişileri birbirlerini dürterek gösterip ya fısır fısır gıybet yapar yada sebepsiz salça olup sataşırlardı ..

Bende yemek yiyebilme hevesiyle tek başıma oturduğum masada kafamda spor şapkamı çıkarmaya çekindiğim halimle bir garsonla göz göze gelebilmek için garsonları takip ediyor , spariş verebilmek için bekliyorum normal bir insan olduğumu düşünerek ..

Fakat garsonların lüzumsuz koşturmaları her saniye o masadan öbür masaya yetişmesi çabasını izlemek eğlenceli gelmiyor bana .. bir an önce bari burada kimse bana sataşmadan , bulaşmadan karnımı doyurayımda çıkayım endişem var çünkü bu tarz bana endişe veren ortamlarda .. Çünkü her kesimden varoş , memnuniyetsiz , kamyoncu jargonu ile yüksek tonda konuşup kahkaha naraları atan , yaka bağır açık , koyu takım elbiseli , şimşir tarak ağır abilerin istemediğiniz kadar bol olduğu zamanlarda karınca yuvasına düşmüş gibiyim ..

Bana en yakın garsonlardan birini süzüyorum .. bir masa tuzluk istemiş , koşarak masaya tuzluğunu götürürken başka bir masada ağzı yemek dolu bi abi homurdanırken atlayıp zıplayıp boş bir masadan ekmek sepetini kapıp yemek yiyen abiye yetiştiriyor .. hemen çaprazındaki masadan çorbasına ikinci limonu isteyen bir abi için tezgaha geri dönmeye çabalarken başka garsonla çarpışıyor .. Tam bir survivor hakim garsonların o sıkış tepiş olduğu dar masalarla dolu ortamında .. Tabi ben o limon için dönecekken cılız bir ses tonu ile ''pardon bakarmısın'' diye seslenmiş bulundum garsonla göz göze geldiğimizi düşündüğüm o saniye .. çatal kaşıkların porselen tabaklara takır tukur sesinde bi azalma oldu .. kafayı kaldırıp nereden geliyor bu ses diye bir kaç masada ağır abi duraksayarak benim oturduğum masaya doğru istemsizce duraksayarak baktı ..

Gönül isterdi ki 5 yıldızlı otel lobilerinde havyar , karides yiyebilmeyi ama o zamanlar bu gibi lüks yiyeceklerin telaffuzunu 1-2 tane olan televizyon kanallarında bile duyamazdık .. öylesine süzme , cahil bir ülkeyiz işte .. Derken bana yakın bir tarafı duvara yaslanmış 3 kişi oturan masalardan birinde bana bakıp bakıp fısırdaşarak kikirdeme ile kahkaha nidaları atan 3 abiyi görmezden gelmeye çabalamak zorunda kaldım .. Derken limon için geri dönerken çarpışan garsonlardan ikincisine bakarak göz göze geldim ve ''spariş vericektim'' diye seslendim .. ikinci garsonumuzda gömlek cebinden adisyonunu çıkararak sol eline almış , sağ elinde kalemi ile göz göze geldiğimiz esnada sol gözünü bana kırparak dudağının sol köşesini esnettiği esnada kalemini de orkestra şeflerinin hareketi olan yukarı sektirme hareketinide yaptıktan sonra benden sonra gelip başka bir masaya kurulan 4 kişilik masaya yöneldi ..

Garsonun bu tavrını gören o 3 kişilik ekip yemeğini daha da yavaşlıyarak yerken benim bu halime bakarak gülmeye devam ettiler . Derken biraz uzaktaki üçüncü garsona sağ elim işaret parmağımı istemsizce hafif kaldırarak görmesini sağladım .. o da fıldır fıldır boynunu uzatarak masa masalar arasında gezerken insanlarla göz göze gelmeye çabalıyordu .. ''bakarmısın'' dedikten sonra o garson kafa salladı ve yanından geçerken dibindeki masadan bir şey söylemiş olucaklar ki o masaya eğilip masadaki müşteriyi dinlemeye başladı .. yine huysuz bir şekilde hormurtu ile gülüşen 3 kişilik masaladan biri bana dönerek ''La bebe'' diye seslense de duymazlıktan geldim .. Gözüm garsonların boş anını arıyordu .. Bir diğeri arkadaşının söylemini takmadığımı anında algılayarak ''Gardaş , bah hele'' diye seslendi yüzüme bakarak .. Evet farkettiğiniz üzere Angara'nın tozlu bir köşesindeyim .. sormanıza , söylemenize gerek yok .. meşhur üçlüde ki ilk seslenen tekrar ciddiyetini takınarak ''La oglum dob'musun'' .. sonra kendi arkadaşlarına dönerek ''Bebeye bah la sıfatımıza bakmadi'' .. derken her tarafı , her masayı süzerek tüm garsonları komutları ile yönelten gri takım elbiseli yemek tezgahının yanında konuşlanan kasadaki abi tok bir ses tonu ile boşta aranan bir garsona seslenerek ''Ovlumm hele bahsana şo arhadaki tek oturan şapkalı ablaya''

Bu tarz mekanlarda çalışan garsonlar arasında bir hiyerarşi vardır .. Tecrübeli garsonlar eski müşterilere , çoklu oturulan masalara bakar , hizmet eder .. Tekli oturan yada benim gibi toplum tarafından dışlanan ; saçı uzun yada minyon tipli feminen gözüken tiplere yeni yada az tecrübeli garsonlar isteksiz davranır yada görmezlikten gelir .. Onun yerine boş gözükmemek için dolu masalara yönelip ''abijim çay da içeriz dimi'' , ''ablajım başka bir arzunuz'' diye esli sorarlar ki kasacı şef abimiz bunları görsün , aferim desin ..

Kasacı abi bana yakın bir tarafı duvara yaslanmış 3'lü ekibin hal hareketlerini de duymuş olucak ki .. bizim tarafı 5-10 saniye süzdükten sonra 5 kişilik ekibinden bir garsonu ismiyle seslenerek çağırdı . kulağına bişeyler söyledikten sonra bana bakıp çaktırmadan elleri ile ağız kapatırcasına gülüştüler ve garson benim masama doğru aralrdan geçerken ''bi saniye abicim'' , ''Mahmud abiye limon'' , ''getiricem abi'' diye yakınından geçtiği masalara da tebessüm ederek hız kesmeden geldi .. ''adisyonuna yönelecekmiş gibi yaparak ''buyrun efenim ne arzu etmiştiniz'' diyerek çaktırmadan iyice bana doğru eğildi ve kısık bir tonda ''kusur bakmayan çok yoğunuz , dilerseniz başka bir mekanda karnınızı doyurun'' dedi kulağıma yaklaşmaya çalışarak .. Sonrasında doğrulurken gömlek cebinden adisyonu ve kalemini çıkararak ''kusura bakmayın efenim , malesef'' diye seslendi .. ve arkası dönük arkamdaki tipleri de kaş göz işareti ile bana gösterdi ..

Bu esnada içeri girdiğimde şen şakrak dolu , kahkaha ve tıkırtılar eşliğinde ki mekanda ben gireli 2-3 dk arası bir zaman olmamıştır bile .. Lakin garsonun benimle diyaloğu esnasında ortalık daha da sessizleşti .. makur durumu sineye çekerek mecburen ayağı kalktım .. ''olsun efendim , kusura bakmayın , yine bekleriz'' diyerek omzumu bir sıvazladı garson kusura bakma tavırları ile .. Ben müsteri masalarının ve bana yol veren garsonların arasından dışarı doğru yönelirken kasadaki takım elbiseli abiye tebessüm ederek ''kolay gelsin'' diyebildim .. o da tebessüm ederek gözlerini kapatıp başını aşağı eğerek teşekkürümü aldı .. bir kaç adım sonrada içeride ki uğultuya rağmen buharı tüten yemekleri yarın yokmuşçasına harıl harıl kafasını kaldırmadan karıştıran mekan sahibine de ''hayırlı işler abi'' dedim .. Eğilmiş haldeyken kafasını yan çevirip bana sıratarak tebessüm edercesine bakıp ''kolay gelsin abla , yine bekleriz'' dedi ve dışarı doğru çıkmış bulundum o dükkandan ..

Esnaf hadi o zamanlar bile para kazanabilmek için sesini çıkaramıyordu .. Benim gibi tipi bozuk diye tabir ettiklerini toplum hazmatmek dahi istemiyordu .. ki kızılayda cadde üzerine yürürken bile ''şu tipe bah hele'' diye beni yanındakilere göstren yurdum insanı ile de çok karşılaşıyordum ..

Na'pim yine aç kalmamak için gevrekçilere yanaşıp simit , poğaça ile geçiştirmekten başka çare kalmıyor bazen .. Ben tipimden ne yapsam kaçamıyordum da o yurdum varoş insanına ne mi oldu .. Görüntü en pahalı kıyafetlerle , en şıkırından cep telefonları , lüks arabaları , konuşma tarzı az biraz değişsede varoş zihniyeti pek de değişmedi hani .. Tabi ben gibiler tecrübe ederek o tarz mekanlardan uzak durmaya , kalabalık ortamlardan kaçınmaya çabaladık ..

Duygu Selinoğlu

Her ne kadar durum ortada ise de duyunca insan üzülmeden ve öfkelenmeden duramıyor. Ben de sana kendimden örnek vererek başka bir davranışsal durumdan bahsedeyim, bu da ayrı bir travma ama bu toplumun bizlere kaç çeşit travma yaşattığı ortaya çıkar böylece.

Çocukluğumdan beri gözlem yapan çevreme duyarlı biriydim. Farklı olduğumu biliyordum ama bu konuda danışabileceğim de kimse yoktu etrafımda. Cinsiyet kimliği veya tercihleri açısından farklı olan insanların toplum tarafından "Top", "ibne" gibi kelimeler ile tanımlandığını, aşağılandıklarını, ötekileştirildiklerini ve acımasızca taciz edildiklerini gözlemliyordum.

Bu hassasiyetim nedeniyle ilkokulda ve orta okulda bu durumlarını saklayamayan kimi arkadaşlarımı diğer öküzlere karşı savunan ve kollayan bir tutum içindeydim. Çünkü ben durumumu saklayabildiğimi düşünüyordum. Küçük yaştan bu yana yüzdüğüm ve düzenli basketbol, tenis gibi sporları yaptığım için fiziğim çok güçsüz değildi ve bunun avantajı ile davranış olarak rol yaparak kendimi en azından görünüş olarak saklayabiliyordum. Veya ben öyle zannediyordum bilemiyorum.

Bu durumu biraz abartmış olacağım ki bir gün bir kız arkadaşım neden bu kadar maskülen göründüğümü sorguladı ve yürüyüşümün tam tabiri ile bir "bitirim" gibi olduğunu, kollarımı açarak dayı gibi yürüdüğümü ve bu görüntünün ailemin sosyo-ekonomik durumuna yakışmadığı konusunda beni uyardı.

Fakat aldığım bu uyarıya rağmen ben tutumumu değiştirmedim çünkü takındığım bu tutum beni bahsettiğin türden tacizlerden korumaktaydı. Öte yandan maruz kaldığım ve kendime uyguladığım psikolojik şiddeti düşünebiliyor musun ? Kimliğimizi bastırmak zorunda olmak bu toplumda kendimizi korumaya çalışmaktan başka bir şey değildi. Üstelik rol yapmadığın zaman başına gelebileceklerin acıklı bir örneğini güzel anlatmışsın. Her saniyesini yaşadım okurken.

Bunun bir adım ötesi ise işte yine aynı hoşgörüsüz toplum ve ailen ile birlikte yaşarken daha rahat hissetmek için, belki de durumunu doğru değerlendiremediğin için evlenmek, dışlanmamak için gizlenmek. Bu toplumda giderek bataklığa saplandığımızı hissediyorum.

Derya Deniss

Bir zamanlar iyi gözlemci olduğumuza inanan bizler ki öyle idik, yaşlarımız ilerledikçe bu yeteneğimizi hani tabiri caiz ise akademik seviyeye çıkardık. Bu noktadan geriye de ileriye de baktığınızda ne oldu neler olacak sorgusu hızla cevabını buluyor. 

Yıllar bizi ne kadar eskitti yıprattı bunu bilemem, sokaklar ne kadar değişti ? Pahalı giysiler, telefonlar, arabalar, jan jan muhabbetleri gırla gidiyor. Sosyal medya tam gaz. Anlaşılan o ki ağır abiler kamyoncu gibi takılırken ki haller ile bugün kravat takan insanlar arasında çok fark henüz oluşmamış. Celal Şengör hoca bir söyleşisinde : " Bu toplum Afgan toplumudur, tek farkla, kravat takıyor ama kafa aynı kafa " demişti. 

Biraz fark gördüler mi bilmedikleri, tanımlayamadıkları, kendilerine benzemeyen tek fark ! Aslan sürüsüne sızmış çakal gibi gördüler, görürler. Tek dilekleri kanlı pençeleri arasında kıvranmanızdır. Bunu hiç acımadan yaparlar.

Abi sen demin bir başka konuya pek barışçıl, duyarlı bireyleriz yazdın kimsin sen diyebilir siniz? Başka şeylerde yazdım ben ;

Çekin o pis ellerinizi üzerimizden ...

Sevgili @Buse Ostujk yazdıklarından aldığım yazıma yansıdı. Buna kısaca Öfke diyebiliriz. Canları cehenneme ...

Altı üzeri bir tabak servis edilecekti, çıkardıkları kargaşaya bak hele.
Bir Yanım Mavi Yosun Çalkalanır Sularda

irem

Geçmiş olsun.
Esnafların böyle yersiz dışlamaları oluyor maalesef.

Buse Ostujk

Değerli yorumlarınız için hepinize çok teşekkür ederim sevgili @Duygu Selinoğlu , @Derya Deniss , @İrem ve katılımda bulunmasada okuyarak destek veren diğer site sakinleri ..

Bu konu başığında acısı ve tatlısı ile yaşadığım anıları ufak ufak dikte edebilmek .. ki bizlere reel hayatımızda insanların bakış açılarını .. ne seviyede alıladıkları , destek oluyorum diye acıma hissiyatından tutunda , farkında olmadan fobik hal ve hareketlerin bizleri ne derece burkabildiğini içinizde elimden geldiğince hissedebilmenizi umuyorum ..

Bir çok insan buradan önce ki önceki sohbet yada iletişimimizde yazım dilimin yada anlatım ifadelerimin içinde gerek duyguları ile birlikte yaşarcasına etkilendiğini betimliyordu .. Evet bir konuda haklılar .. ben sadece yaşadıklarımı betimleyebiliyorum .. Lakin niyetim asla kötü değil .. her insanın hata yapabildiği üzere benim gibi insanların geçmişte referans alabileceği çok örnek olmadığından veya ben neyim olgusunda bir kaynak öğreti bulunmadığından yaşayarak , hayatlarımızda kimi zaman insanlardan ve kendimizden sakınarak yol alabildik .. niceleri şanslıydı ve bir veya daha fazlası da kendilerine biçilmiş , adanmış yolda yalnızdı ..

Şimdilerde internet dünyasında bir çok şeyi sorgulayabiliyor olsakta bizlerin hep ir yanı eksik kalıyor .. neden hep beraber kendi izimizi sürdürebildiğimiz , çekincelerimizle , endişelerimizle beraber insan olabilmenin çabasını yaşadığımız anılarımızı paylaşmıyalım ki ..

Beki birilerine ışık olur , yol gösterir , hatalarımızdan belki birileri ders alır veya gülüp geçer .. Bizlerin rehber olmadan kendi dünyamızı , yaşantımızı anı defteri olarak paylaşabileceğimiz en nadide platform olarak görüyorum bu siteyi .. Umarım yanımızda niceleri iyi niyeti ve sağ duyusu ile gelecekte ki yarınlara daha da sevecen bir topluluk için çabalar ..

Derya Deniss

İyi niyetin kadar güzel düşüncelerinde gerçeğe dönüşsün sevgili @Buse Ostujk ...

SU Halkı vatandaşları olarak fark edileceğimizi ve fark yaratabileceğimizi biliyor, inanıyorum. Kendi kendimizle rekabet en iyiye evrilme çabası içinde el ele kol kola yürüyerek gerçekleşecektir. 

Ben de paylaşımların için, yansıttığın iyi yada kötü diyebileceğimiz örnekleri göz önüne serdiğin için teşekkür ederim. 
Her zaman dediğimiz gibi : "Umulur ki birine bir faydam olsun ". Niyet güzel olunca her yer cennet, her şey güzel ...
Bir Yanım Mavi Yosun Çalkalanır Sularda