Geçmişinizi gömüyor musunuz yoksa kucaklıyor musunuz?

Başlatan Derya Deniss, 18 Ksm, 2024, 09:29 Ö.Ö

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Derya Deniss

Bu soru biraz aidiyet kokuyor ne dersiniz ?
Konu topluluk üyelerinin bir kısmını gibi kapsıyor görünsede, herkesi ilgilendirdiğini düşündüğüm için "Diğer Topluluk Üyeleri" başlığı altına yazmaya karar verdim. İster geçiş yapmış bireyler olsun, ister dört duvar arasına sıkışmış, kendi versiyonuna gönül vermiş bireyler olsun, bir yerde yahut ayna karşısında kendisine kendi gözleri ile baktığında ruhu ona ne söylüyor acaba ? Geçmişini unut, işte sen busun mu diyor, yoksa seni bugüne taşıyan O'mu diyor ?
Bazı insanlar inkarla ikrar arasında sıkışıp kalabilirler. Bazıları araf-da gibi hissedebilirler. Kesin olan bir şey var ki inkar edilen kimlik ya da beden bir bakıma sensin. Bu zorlanabilir bir dikte olabilir mi ? Olamaz. Ancak gerçeğide değiştirmez.

Biz biraz daha palazlanıp renkleninceye kadar diğer topluluk üyelerinden duygu ve düşüncelerini, küçük alıntılarla paylaşmaya devam edeceğiz. Ola ki kendi rengimiz de canlı ve parlak olsun.

Farklı farklı uluslardan gelen seslere, sorulan sorulara, verilen yanıtlara dikkatle kulak kesilelim ve kendi fikirlerimizi, yanıtlarımızı paylaşmaktan da geri durmayalım. Biz buradayız, peki Hans ne diyor, Melissa ne diyor bir bakalım mı ?

Bu eki görüntüleyemezsiniz.
Geçmişimiz sadece budur, GEÇMİŞİMİZ... ve onsuz bugün olduğumuz yerde olmazdık.
Arada sırada 7. sınıfta güncel tutmaya başladığım özel/kişisel günlüğümün ve ajandamın sayfalarını (gerçek kağıt sayfalarını) çeviririm. O zamanlar yazdıklarımda, üniversitedeyken daha sonraki yıllardaki geçişimi düzenleyen çok fazla açıklayıcı ayrıntı var.   
Aile fotoğrafları ve diğer çeşitli fotoğraflar, karneler, okul fotoğraf albümleri, katıldığım etkinlikler, edindiğim arkadaşlar, eski iş özgeçmişleri, HRT ilerleme raporlarım ve fotoğraflarım, vb... .... temelde belgelediğim tüm yaşam deneyimlerim var.   

Geçmişimi gömmüyorum, geçmişimi gerçekten kucaklıyorum, o benim bir parçam ve her zaman öyle olacak.
Soğuk yağmurlu gecelerde bazen şöminenin önündeki rahat koltuğuma sarılıp saatlerce oturup okurum, bazen gözlerime yaşlar, bazen de yüzüme bir gülümseme getirir. Özel ve kişisel bir günlük ve ajanda tutmak, en azından benim için, çok faydalı bir kişisel terapi... Karşılaştığım sorunları ve ardından bu sorunların üstesinden gelmek için aldığım çözümleri görmemi sağlıyor.

Sadece benim fikrim, hepsi bu....


Bu eki görüntüleyemezsiniz.
Geçmişimi kucaklıyorum. AFAB bi-cinsiyetli olduğumdan (hem ikili erkek hem ikili kadın), kadın geçmişimi kucaklamak beni hiç rahatsız etmiyor ve sonunda erkek tarafımı kucaklamak harika hissettiriyor. Geçmişimde beni çok rahatsız eden hiçbir şey yok ve kutlanacak çok şey var. Düğün fotoğrafımızı veya mezuniyet fotoğraflarımı kesinlikle kaldırmazdım. İyi olan her şey, ki bunların %99'u, kalıyor.

Bu yüzden geçmişimle ilgili her şeyi kucaklıyorum. Adımı değiştirdiğimde bile (sanırım önümüzdeki ay olacak!) kadın doğum adımı koruyacağım, sadece bir erkek adı ekleyeceğim.


Bu eki görüntüleyemezsiniz.
Geçmişin asla gömülmesi veya saklanması gereken bir şey olduğunu düşünmüyorum. Tarihiniz boyunca yaşadığınız her şey sizi siz yapan şeydir, sizi geliştirir ve bundan güçlenirsiniz.

İnsanların geçiş yapmadan önce olduklarına inandıkları kişiyi nasıl tamamen yok ettiklerini sürekli duyduğumu hissediyorum ve bunu yaparken kendilerinin bir parçasını yok ettiklerini hissediyorum.

Örneğin ikili olmayan olmak veya trans kadın veya trans erkek olarak tanımlanmak veya durum bireyden bireye ne olursa olsun bu hala sizin kim olduğunuzun sadece bir yönüdür ve genel olarak sizi siz yapmaz, tıpkı cinsellik gibi bu da sizi oluşturan bütünün küçük bir yönüdür. Yani söylemeye çalıştığım şey,

bir geçişten sonra bile hala kendim olacağım, geçmişim hala olacak Hala bendim ve geçmişim ama aynı zamanda gelecekte daha çok kendim olacağım, eğer bu mantıklı geliyorsa çünkü şimdi dünyaya her zaman yapmam gerektiğini hissettiğim gibi sunacağım ve görüneceğim ama geçmişimdeki her şey hala bendim. Müzik seçimim fitness ve vücut geliştirmeye olan sevgimi değiştirmeyecek. Hala bir video oyuncusu olacağım. Daha önce sevdiğim tüm o şeyleri hala seveceğim. Bu beni kız gibi bir kızdan çok erkek fatma yapsa bile. Sanırım söylemeye veya tarif etmeye çalıştığım şey şu ki, geçmişte ve gelecekte sen sensin, yine de sen olacaksın ve tüm semptomlarımıza neden olan şeyler umarım gelecekte olmayacak ve sonunda vücudumuzun ve görünüşümüzün gerçekte olması gerektiği gibi göründüğümüzü ve içsel olarak hissettiğimiz gibi olduğunu hissedebileceğiz.

Mantıklı olup olmadığımı veya anlatmaya çalıştığım noktayı iletmek için anlaşılabilir olacağını umduğum şekilde mi göründüğümü bilmiyorum.


Bu eki görüntüleyemezsiniz.
Çocukluğum ve yetişkinliğimin ilk aşamaları genel olarak normaldi. Geçmişim açık bir kitaptır ve olduğum kişinin temelidir. Pişman olacağım hiçbir şey yok ve bunu tüm kalbimle kabul ediyor ve kucaklıyorum. O yıllarda benim durumumdaki tek fark, tek istediğim veya özlemini çektiğim şey bir kadın ve başka bir şeydi. Üniversiteye gitmek istiyordum ve o 10 yıl boyunca olduğum yerde mümkün değildi.

Biliyorum, fotoğrafımın çekilmesinden hoşlanmıyordum ve komik olan şu ki fotoğrafçılığı seviyorum, bu yüzden o zamanlar çekilmiş çok fazla fotoğrafım yoktu. Kendime ait herhangi bir fotoğraf gördüysem onları yok ettim, bu yüzden geriye pek fazla fotoğrafım kalmadı. Kadın olmak istediğimi ve eski halimin fotoğraflarını istemediğimi bilmemin sebebinin ben olup olmadığını ya da bunu gelecekte kendimi korumak için bilinçaltında yapıp yapmadığımı hatırlayamıyorum. Birkaç istisna var ve onları silmeyeceğim veya yok etmeyeceğim.

Hayatımı değiştirmeden önce var olan hiçbir kimlik veya belge yok. Zamanın kumlarında kaybolmuş durumdalar ve bunları ortaya çıkarmak isteyen herkese bol şans.

Danielle bunu güzel bir şekilde (özetle) şöyle söylüyor; "geçmişimiz geçmişimizdir ve onsuz bugün olduğumuz yerde olamazdık".

Yani geçmişim her zaman benim bir parçam olacak ve onu tüm kalbimle kucaklıyorum.


Bu eki görüntüleyemezsiniz.
Geçmişimi gömmek, özellikle olumsuz olanları unutmama veya görmezden gelmeme yardımcı olabilir. Bu, bir kapanış hissi sağlayabilir ve ilerlememe izin verebilir. Ancak geçmişimi gömmek, ondan ders çıkarmamı engelleyebilir ve çözülmemiş sorunlar daha sonra tekrar yüzeye çıkabilir ve bana sorun çıkarabilir. Geçmişimi

benimsemeyi, hem olumlu hem de olumsuz geçmiş deneyimlerimi kabul etmeyi ve bunları bugün olduğum kişiyi şekillendirmek için kullanmayı tercih ediyorum. Bu, kendimi daha iyi anlamama yardımcı oluyor ve geçmiş hatalardan ders çıkarıp başarılı olduğum şeyler üzerine inşa etmeye çalışıyorum.

Terapistim ile çalışmak, hem olumsuz hem de olumlu deneyimlerimi işlememe ve sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirmeme yardımcı oldu.

***
Evet SU Halkı, Ya siz ? Geçmişinizi gömüyor musunuz yoksa kucaklıyor musunuz?

Teşekkürler
Bir Yanım Mavi Yosun Çalkalanır Sularda

Derya Deniss

Ben bir başka mekanlarda profil yazılarımda iki karakter oluşturmuş, karşılıklı konuşturur, söyleşi yaptırırdım onlara. Okuyan anlamazdı. Zaten değerli vakitlerinden zaman ayırabilmeleri de olası değildi !

Her ikisi de bendim. Mavi Yosun ve Derya'nın serüvenleri, atışmaları ... En sonunda tatlıya bağlar, adına kutsal barış dediğim tokalaşmayı yaşatırdım.

Sonra günlerden bir gün birisi burada bu yazdıklarımı hatırlamış ve aynen şöyle demişti: İlk başlarda aptalca ve komik buluyordum ... Sonra anladım !

Aferim ...

Derin disforisini yürekten anlıyor ve yardımcı olmaya çalışıyordum. Yalan değil elinden geleni kendi adına yapmaya da çalışıyor, kendine yardım edebilmek için dağları deliyordu. Yine de olmuyordu. Ne mi anlatıyorum ? Bu kişi aynaya baktığında o adamı görüyor ve buna tahammül edemiyordu. Bu kişi geçmişi ile ilgili tüm bağını koparabilmek için adeta yanıp tutuşuyor, deli oluyordu. Siz onu tanıyordunuz. Ben ona geçmişini inkar edemeyeceğini, barışık yaşamasını telkin eder dururdum.
Bakınız; Bugününüze sağlık esenlik veren geçmişinizden başkası değildir. Bugün olmak istediğiniz şeyi size veren O'dur.
Bu da benim fikrim kısaca ve yine teşekkür ederim.
Bir Yanım Mavi Yosun Çalkalanır Sularda

Duygu Selinoğlu

İnsanın bu ülkede geçmişiyle barışık olması mümkün mü?

Batılı örneklerin yorumlarını okudum da,görece bize göre uygarlaşmış ülkelerde bireyin özgürlüğü ve kendini ifade edebilmesi yasalar ile güvence altına alındığı ve cinsiyet kimliği hakkındaki araştırmalara da doğrudan erişimleri olduğu için daha erken bir zamanda disforiden çıkarak en azından sosyal geçiş yapmaları mümkün oluyor.

Şahsen geçmişimle barışamadım hiç ve pişmanlıklarım oldu, onları gömmeyi tercih ettim. Bu bir koruma mekanizması, fakat bu arada hayatımın o dönemindeki bir çok anım da kayboldu bu yüzden yaklaşık 20 yıllık bir süreyi bilinç altımın karanlıklarına gömdüm. Bu elimde değildi.

Geçmişle barışık olmak, olumsuz anları deneyime dönüştürmek sağlıklı olan biliyorum ancak elimizde değil. Bir gün buraya da bir Duygu Selinoğlu ontolojisi yazarak rahatlamayı düşünüyorum 🙂


Derya Deniss

O halde kırmızı koltuk sizi bekliyor. Yazmaya karar verdiğiniz bir gün dikkatle okur, çıkarımlar elde etmeye çalışırız.

Bu ülke mi dediniz ? Bir üniversitenin psikiyatri eğitimi alan öğrencileri üzerinde yaptığı kapsamlı bir çalışmaya rastlamıştım. Haksızlık etmeyeyim diyeceğim fakat araştırmayı yapan ben değilim. Öğrencilere üç-beş soru sorularak konu derinleştirilmiş. Trans bir danışan size geldiğinde hakkında ne düşünürsünüz şeklinde sorular bunlar.

Birinci psikiyatris adayı:
Bunun geçeceği konusunda şu an bir kargaşa içinde olduğunu ve düzeleceğini telkin ederim, heralde !!!

İkinci psikiyatris adayı:
Çok şaşırırım sanırım. Hiç deneyimim ve bilgim yok haklarında. Böyle bir eğitim de almadık zaten !!!

Üçüncü psikiyatris adayı:
Ön yargılarımı bir kenara bırakıp dinlemek isterim. Yine de ne yapılması gerektiği hususunda endişelerim var !!!

Bu buna benzer şekilde gidiyor. Bu yüzden çağdaşlarımızın pek çoğu kırkında edinebildikleri internetten şurdan burdan birşeyler öğrenmeye çalışmışlar. Bu arkadaşlara geçmiş gelecek kucaklama falan dendiğinde birey olduğu haliyle zaten kavgalı. Dününden de nefret ediyor bugünün de. Dört duvar arasında sıkışmış kalmış, hangi dünden hangi gelecekten hangi kişisel gelişimden bahsedebilir. 7/24 hayatın içine katılmış değerli bir dostumuzun sözüdür :Bizden korkuyorlar, tanımlayamıyor bilmiyorlar. İnsanlar bilmediklerinden korkar ve onların gözünde bizler korkulan bilinmezleriz.

Özetle, bireyin ruhsal ve kişisel gelişimi dün ve bugünü itibarıyla sosyal çevreye, tıbbi desteğe çokca bağlıdır. Batılı yorumcu imkanları itibarı ile pek çok şeye ulaşmış, halletmiş ve geriye kendi iç dünyası kalmıştır. Bunu da ne güzel yazmış birisi: Şöminenin önünde kitabımı okurken bazen hüzünlenir bazen de hatıralarımla başbaşa kalır mutlu olurum.
İşte huzur hakkı diyoruz buna. Dünü bugünü barışıktır.
Bir Yanım Mavi Yosun Çalkalanır Sularda

Nadia

55 yaşında hala kendini tanımaya ve çözmeye çalışan biri olarak geçmişe bakınca kafam çok karışıyor.
Okyanusta kaybolmuş gibi hissederim bazen. Dev fırtınalardan yorgun ve bitik çıkıp yolunu kaybetmiş gibi.
Elimde ne bir harita ne bir pusula ne de görünürde bir deniz feneri vardı.
Rüzgarın savurduğu yere gitmişim hep.
Bazen güzel yerlerde bazen kabus gibi yerlerde buldum kendimi.

İçimdeki ses bu tarafa git derken diğer ses hayır öteki tarafa git demiş sürekli kendimle çatışmışım.
Geçmiş hep böyle bende. Keşkelerim çoktur benim. Ama çok daha kötüsü de olabilirdi.
 
Bu nedenle geçmişi silmek yerine kucaklamak daha mantıklı gelir bana. Sevabıyla günahıyla beni ben yapan geçmişimdir.

Bu eki görüntüleyemezsiniz.


Burada okudukça hayatımı analiz edebiliyorum. Neyi neden yaptığımı ve kendimi öğreniyorum. Geçmişle ilgili en büyük keşkem sizleri ve bu forumu çok daha önce tanımak isterdim.
Bir deniz feneri gibi ışık olurdunuz hayatıma ve kaybolmazdım fırtınalarda.




Aşka aşık bir mecnun

Hızlı Yanıt

Not: Bu ileti bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.

Adı:
E-Posta:
kısayollar: göndermek için alt+s veya önizleme yapmak için alt+p'ye basın