Yazar "İnci": Aile Sorunsalı

Başlatan WebMaster, 31 Ekm, 2024, 09:41 Ö.Ö

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

WebMaster

Birçoğumuz güzel translara bakarken belki de bir ah çekmişizdir güzelliklerine bu kişilerin değişim sürecine baktığımızda da genellikle ergenlik öncesi döneme denk geldiğini öğreniyoruz. Aileleri yanında durmuş belki de tepkilere göğüs germişler ve geçiş sürecini çok daha önce başlatarak çocuklukların mutlu bir yaşam sürmesini sağlamışlar. Peki neden durum farklı bizde ilk saklandığımız kişiler ya da tepki gördüklerimiz ailelerimiz oluyor. İlk cesaretimi toplayıp 8 yaşlarında giyinmeye başladım o zaman gördüm ilk tepkiyi bu sefer saklanarak devam etti süreç. O zamanda sorsalar kız olmak istiyorsun mu diye cevabım evet olurdu. Saklanmayı tetikte olmayı daha o zaman öğrendik. Halbuki insan ailesinin yanında olmasını beklerken daha o zamandan başlıyor yalnızlaşmaya. Aslında biz başkalarının ne dediğini değil ailemiz duymasından dolayı saklanıyoruz.
Her şey her şey sizin için

WebMaster

Alıntı YapıldıDerya;
Benim tek düşüncem büzüldüğüm köşede
Nasıl çekip gideceğim kalk git dediklerinde
Çünkü çıkmak sıkışık sıralardan mesele
Kalkacaklar yol vermeye bakacaklar ardımdan
Az mı söylendiler di şuracığa ilişirken
Zaten ben geldiğimde.

Herkes köşesini kaptı İnci. Kimi de kaptırdı. Bu konuda destek gören var göremeyenler de var. Çağı itibarı ile şanslı olanlar var, bir dönemi ıskalayanlar var. Kiminin de çağı uygun değildi. Hani 50 yıl önceye gitmek gibi olsun, bir düşünelim o günleri. Mümkünsüze yakın her bakımdan imkansız.

Yaşanmışlığın da en can alıcı tespit çevreyi göz ardı edip, aman ne düşünürlerse düşünsünler ancak ailemin yüzüne nasıl bakarım, ne derim, ne anlatırım cümlesinde gizli.

Yola önce aileden gizlenmek ile çıkıldığında zaten bir daha hiç kimseye açılamama durumu mevzu bahis olabilir. Zira korku zaten başlamış, tohumları ekilmiştir. Buna baş eğen var, eğmeyen var. Herşeyi herkesi yok sayıp yoluna devam etme cesareti gösterenler var.

Velhasıl konu eğer çocukluk çağında anlayış görmekle sınırlı ise evet derim anladım, keşke derim ... Bu çağı atlattıktan sonrası içinse bir yol uğrağına düşer birey. Sağdan mı soldan mı gitmeliyim ? Geçeceğim köprüler hangisi, yıkacağım köprüler hangisi ? Karar anıdır. Karar verme zamanıdır. Cesaret gerektirir. Bir o kadar da şans.

Bu arada not olarak eklemek isterim ki konu cross yaşamın benimsenmesi, benimsetilmesi asla değildir. Burada trans bireylerle alakalı bir yaşamsal serzeniş apaçık yazılmıştır. Beklentilerini anlatmaya çalışmış arkadaşımız.

Bundan sonrası güzel olsun, iyi olsun, kolaylıklarla dolu olsun diyorum. Umarım bir başka aileler daha duyarlı olurlar çocukları hakkında.

Alıntı Yapıldıİrem:
Şu konuda haklısın. Küçükken ailelerimiz ve çevremiz kızıyor ve ayıplıyor diye kendimizi saklamaya başladık. Fakat bazen ailelerimize haksızlık yapıyoruz. Kendi adıma konuşursam ben kendimi 25 sene de kabullendim. Peki biz niye hemen açıldıktan sonra ailelerimizin bizi kabullenmesini istiyoruz. Biraz onların da zamana ihtiyacı yok mu, Onların da bu süreci sindirmeleri gerekiyor mu? Doğruyu yanlışı öğrenmeleri gerekiyor ki bize kucak açabilsinler. Unutmayın ki onlar da sizinle aynı kültürde harmanlandılar. Bize olmazları öğreten aynı çevre, onlara da öğretti bunları. 
Açılımdan sonra biraz zamana bırakmak gerekiyor. Evet bazı aileler için kabullenme hiç olmuyor ama bazıları güzel kucaklıyor çocuklarını.
Evet keşke dediğin gibi küçük yaşlarda sönüşüm sürecine başlamış olsaydık. Daha iyi olabilirdi. Ama işte bazen şartlar buna müsaade etmiyor.

Alıntı Yapıldıİnci;
Benim isyanım aslında bu coğrafyadaki öğretilmişliklere ailemizde bu kültürde yetiştiği için büyük tepki ve baskı uyguluyorlar. Herkesin ailesi bir değil ama genellikle bu şekilde. Aslında yaptıkları baskıyla süreci sindirecek zamanı kendileri yok ediyor. Kucaklayanlar ise tepki verseler bile nedeni irdeleyen aileler yani süreci aslıda kendileri yaratıyor.

Alıntı YapıldıNeslySu;
Kültürel alt yapımız dediğin nedir ki?
Birçoğumuz için sadece yemek yemek, bayramlarda akraba ziyaretleri ve düğünlerde halay çekmekten ibaret.
Ama aslında kültürel alt yapımız, bizim hayatımızın her alanını etkileyen, bizimle iç içe geçmiş bir duvar gibidir.
Evet, duvar dedim çünkü bazen bu kültürel alt yapı bizi anlamak isteyen ailelerimizle aramıza gerçekten duvar gibi girer.

Ailelerimiz, bizi anlamak için ellerinden geleni yaparlar ama bazen gerçekten fantastik bir beklenti içine girerler.
Mesela, "Anne, ben vegan oldum" dediğinizde, annenizin yüz ifadesini görmek ister misiniz? Tam bir şok!
"Nasıl yani, et yemeyeceksin mi?
Yok canım, senin için kuzu çeviriyorum hemen!" der.
İşte bu noktada kültürel alt yapı devreye girer ve annenizin kuzu çevirmesiyle baş başa kalırsınız.
Bakın bu şakaydı.

Ya da bir gün "Anne, ben tiyatrocu olmak istiyorum" dediğinizde, karşınızdaki duvar gibi duran ailelerinizin tepkisiyle karşılaşırsınız.
"Hayır evladım, sen doktor olacaksın.
Hem senin amcanın oğlu da doktor, sen de doktor olursan ne güzel olur!" derler.
İşte o zaman kültürel alt yapı, aile baskısının en güçlü duvarı olur.
Örnekleri çoğaltmak güç değil.

Ama aslında bu durumun komik bir tarafı da var.
Mesela, ailemiz bizi anlamak için ellerinden geleni yaparlar ama bazen o kadar da başarılı olamazlar.
Mesela, teknoloji konusunda yaşadıkları sıkıntılar...
"Anne, ben artık sana Whatsapp'tan mesaj atacağım, Facebook'tan fotoğraf paylaşacağım" dediğinizde, karşınızdaki ifadeyi görmek ister misiniz?
Tam bir panik! "Whatsapp ne? Facebook ne?
Yok canım, sen bize mektup yaz, postayla gönder" derler.
İşte o zaman kültürel alt yapının duvarları arasında teknoloji çağını yaşamaya çalışırız.
Ama tabii ki bu durum sadece bizim ailelerimizle sınırlı değil. Başka kültürlerden gelen insanlarla da karşılaştığımızda benzer komik durumlarla karşılaşabiliriz.

Sonuç olarak, kültürel alt yapımız bizimle iç içe geçmiş bir duvar gibidir ve ailelerimizle, farklı kültürlerden gelen insanlarla karşılaştığımızda komik durumlar yaşarız.
Ama aslında bu durumun en güzel yanı da budur.
Farklılıklarımızı keşfederken eğlenmek ve birbirimizi anlamaya çalışmak, hayatı daha renkli hale getirir. Bu yüzden, kültürel alt yapımızın duvarları arasında kalmak yerine onları birazcık olsun yıkıp, farklılıklarımızı kutlamak en güzeli değil mi?
Ne diyorsun sen? konumuz ile ne alakası var dediğinizi duyar gibiyim.

Cinsel kimliğiniz tabu olmaktan ileri gidemeyecek en büyük duvardır demek istiyorum.
Buraya gelene kadar ohooo daha ne duvarlar var aşmamız gereken.
E tabii ki, duvarlar arasında kaybolup çıkarken bazen şaşırıyoruz, bazen bir duvara tosluyoruz, ama sonunda hedefe ulaşmak için çaba harcıyoruz.
Duvarlar, duvarlar...
Kim demiş ki duvarlar sadece bizi engeller diye? Belki de duvarlar, hayatın tadını çıkarmak için birer fırsattır.

Üstadın da dediği gibi; Her seven sevdiğine kavuşsa belki de aşk olmazdı...
Her şey her şey sizin için

Hızlı Yanıt

Not: Bu ileti bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.

Adı:
E-Posta:
kısayollar: göndermek için alt+s veya önizleme yapmak için alt+p'ye basın